fbpx

Yaratım süreçleri çoğu zaman beraberinde birtakım açmazlar ve sıkıntılar getirir. “Yeteri kadar üretken değil miyim?”, “bir fikrim var ama geliştiremiyorum” ya da “bir yere kadar geliştirdim ama tıkandım” gibi tanıdık ve neden olduğunu bilirsek çözülemeyecek cümleler art arda sıralanır. Bir ressam, müzisyen ya da yazar olmasanız da hayatınızın birçok alanında yaratıcı bir sürece girmişsinizdir. Herkes bir kere bile olsa güneşin altında yatarken kendini hayali bir hikâyeye dahil etmiştir.

Aklımıza bir fikir gelir, bu fikir gelişir ve sonunda ortaya bir “şey” çıkar. Fikirler bazen bilinçsizce de olsa bastırılır. Bazen de sadece bizim düşündüğümüzü sandığımız fikir, başka biri tarafından başka bir biçimde yeniden ele alınır. İnsanın doğasında bulunan yaratıcı özelliği ortaya çıkarmanın ve bunu geliştirmenin birçok yolu vardır. Yaratıcılık sürecini anlamak en sıradan ve basit şeylerle ilgilenirken bile onlara bakışımıza derinlik ve zenginlik katar. Temel olarak yaratım sürecini üç aşamaya indirebilir ve geliştirebiliriz. Bu aşamaları gündelik yaşamda benimsememiz, fikirlerimizi geliştirmek ve yaratıcı süreci daha bilinçli geçirmek için yol gösterici olacaktır.

Biriktirme

Öncelikle aklımıza bir fikir gelir. Bu herhangi bir şey olabilir. Bizi heyecanlandıran bu fikri geliştirmek isteriz. Girdiğimiz keşif sürecinde bazen saatlerce düşünür, araştırır, yeni bir şeyler okuruz. Fikir, daha fazla yeni fikri beraberinde getirir. Başka insanlarla bu fikir ile ilgili diyaloglar kurarız. Yapmak istediğimiz yemeğin malzemelerini bir çantaya doldurmak gibidir. Bu biriktirme süreci, bir anlamda fikri özümseme aşamasıdır.

Eleme

Üst üste yığdığımız fikirleri elemeye, çantadan ihtiyacımız olan malzemeleri çıkarmaya başlarız. Eskisi kadar sık ve takıntılı olarak düşünmesek de bilinçaltımızda gelişmeye devam eder. Yine de karşımıza çıkan şeyler, konuştuğumuz insanlar bir şekilde bu fikirle bağlantılıdır. Çünkü bir senkronizasyon dönemine girmişizdir. Genellikle hiçbir şey olmuyor ya da ilerlemiyor gibi hissettiğimiz dönemdir. Sürecin doğasını ne kadar iyi bilir, farkında olursanız, o kadar verimli geçer. Ayrıca fikrinizle senkronize giden şeylerin farkına varmak ve keşfetmek oldukça keyif vericidir.

Yaratma

Artık fikrinizi başkalarının önüne koymak için eyleme geçme ve yaratıma dönüştürme zamanıdır; hikâyeyi yazmak, web sitesini tasarlamak ya da resmi boyamaya başlamak.

Basit ama etkili üç aşamalı sürecin en güzel tarafı, yaptığınız her ne ise ona uyarlanabiliyor olması. Bir kitap yazmak ve yemek yapmak aynı şeyler olmayabilir, ancak her ikisi de en başta bir fikirdir. Ve sonucunda başkalarıyla paylaşabileceğiniz bir ürün haline gelir. Yaratma sürecinde çalışma takviminin dışında kalmak çoğu zaman can sıkıcı olabilir. Ama bir fikrin yeterince olgunlaşması için zamana ihtiyaç vardır. Hiçbir şey yapmıyor gibi hissettiğimiz zamanların farkında olarak hareket edersek, aslında o süreçte de yaratıcılığın devam ettiğini anlayabiliriz. Bu biraz buz dağının görünmeyen yüzü gibidir. Başlangıçta bizi heyecanlandıran fikir, zamanla etkisini kaybediyormuş gibi gelse de suyun altında gelişmeye devam eder.

Hatice Çakır
Atölye İzmir Temel Resim Eğitmeni

 

Leave a Reply