Yaratıcılık

Yaratıcılık kavramı, tıpkı sanat gibi hakkında bir çok şehir efsanesi üretilmiş bir muamma. Yaratıcılık ve ilham kelimeleri bir kancayla birbirlerine bağlanmışçasına bir arada anılan, hatta bazen birbirine denk sayılan iki kavram halini almış durumda. Sosyal bilimlerde bir kavramın tek bir tanımını koymak çok olası olmasa da, akademik anlamda kabul gören yaratıcılık tanımlarından biri şöyle;

Yaratıcılık araştırmaları esnasında karşılaşılan bazı çarpıcı detaylar da var. Örneğin, özellikle sanat alanında yapılan çalışmalarda, sanat üretiminde bulunmayı çok istediği halde, bununla ilgili bir girişimde bulunmamış insanların en sık öne sürdüğü ilk bahane “yetenekli değilim” ikinci bahane ise “ben o kadar yaratıcı değilim” şeklinde karşımıza çıkıyor. Yani insanlar hayatı boyunca denemedikleri bir konuda yetenekli olmadıklarına ve aslında bilimsel olarak her insanda var olduğu kanıtlanmış bir beceri olan, yaratıcılık becerisinin kendilerinde olmadığına inanıyorlar. Yetenek kavramı, psikoloji alanının en karmaşık ve üzerinde yaratıcılık kavramı kadar dahi uzlaşma sağlanamamış fenomen kavramlarından biri. Dolayısıyla yine tek bir doğrusu olmayan, herkesin “bence” diyerek tanımlayabileceği bu kavrama dair çok benimsediğimiz bir sözle, bizce olanı tarif etmeye çalışalım.

“Yetenek insanın haftada kaç saat çalışacağını belirler.”

Yani “yetenekli” birinin haftada üç saat çalışarak yapabildiğini, “yeteneksiz” birinin yapması için, günde üç saat çalışması gerekebilir ama bu aynı işi yapamayacağı anlamına gelmez. Dolayısıyla hayatında “yetenekli” birinin ayırdığının yarısı kadar bile resime zaman ayırmamış birini ele alalım örneğin. Eline kağıt kalem alır almaz “şahaneler” yaratamadı diye “resme yeteneksiz” olduğuna inanması, hiç bir şey değilse haksızlık değil midir? Zor öğrendiğimiz şeyleri yapmakta ısrar ettiğimizde, giderek kolaylaşmadığını söyleyebilir miyiz?

Yaratıcılık kavramına geri dönerek, ortaya bir soru daha atalım;

Yaratıcılık, daha önce kurulmamış ilişkiler arasındaki ilişkileri kurabilme becerisi ise, bize arasında ilişki kuracak en azından iki veya daha fazla nokta gerekiyor. Bomboş, beyaz bir kağıda bakarak daha önce kurulmamış ilişkiler kurmak mümkün mü?

Aslında yaratıcılık, tüm koşullardan bağımsız nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan, ilham perilerinin etkisiyle şahlanan bir beceri değil, belli sınırlar belirlendiğinde gün yüzüne çıkan potansiyel bir güçtür. Kaynaklar kısıtlı olduğunda yahut çözülmesi zor bir problemle karşılaştığımızda, yarattığımız şaşırtıcı çözümler, bu potansiyel gücün günlük hayatımıza yansımasıdır. Sanat üretiminde ise, malzemelerle ve tekniklerle sınırlar çizmek, o sınırların içinde denemeler yapıp, yeni şeyler keşfetmek yaratıcılığınızı kışkırtmanın en güzel yollarından biridir.